29 OCAK 2020 Çarşamba 20:14
Adnan ONAY
Adnan ONAY
Giriş Tarihi : 12-01-2020 16:04

Mustafa Kemal, diyanet teşkilatını kuran isimdir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihinde Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin yerine kurulan, İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurum olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle 429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur. 

Dolayısıyla laikliğin esas alınmasına rağmen dini müesseler, dini eğitim devletin koruması altına alınmıştır.

Buradan bakıldığında camilerde okunan ezanlar, hocaların varlığı hep ilgili yasa ile sağlanmıştır.

Ancak; yeni bir devletin öze dönme, Türkçeyi koruma, dini halkın anlayacağı şekilde Türkçeleştirme adına yaptığı bazı uygulamalar dindar kesimlerin tepkisini çekmiştir.

Bu uygulamaların en dikkat çekici olanı ise ezanın Türkçeleştirilmesi olmuştur.

Atatürk'ün teşvikiyle 1932'de, Türkçe ezan okunmasının dinen caiz olup olmadığı tartışıldı ve caiz olduğu kanaatine varılmış, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelgesi ile Türkçe ezan resmen ve tüm yurtta uygulanmaya başlanmıştır..

 

O yıllarda sadece ezan değil , sala da Türkçe okunmaya başlanmıştır. 

Türkçe ezan uygulamasının ardından, Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi'nin 6 Mart 1933'te yayımladığı bir tebliğ ile Peygamberimize hürmet ve saygı ifade eden sözlerin yer aldığı salanın da Türkçe okunmasına karar verilmiştir.

 

Bu uygulamaların tümü Diyanetin fetvası ve genelgesiyle yapılmış, bu uygulamaya uymayanlara adli bir işlem söz konusu olmamıştır.

 

Ancak; İnönü dönemine geçilince iş genelgeden çıkmış, yasaya dönüştürülmüştür.

1941 yılında çıkarılan 4055 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunu'nun 526. maddesine bir fıkra eklenmiş, buna göre, Arapça ezan okuyanlar ve kamet getirenlerin üç aya kadar hapsedilmesine ve 10 liradan 200 liraya kadar para cezasına çarptırılması yasalaştırılmıştır.

 

Bir kaç cümleden oluştuğu için anlamı kolayca öğrenilebilen müslümanların namaza ortak çağrısını yerel dillere çevirmek hele bunu adli cezalara bağlamak son derece yanlıştı.

 

Bu tarihi gerçekler ortadayken demagojiler üzerinden tartışma yürütmek bu ülkeye has şeylerden biri..

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
Türk sanat müziğinin 3 ustası sevenleriyle buluştu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
SİTEMİZİ NASIL BULUYORSUNUZ
E-Bülten Kayıt
Haberler Son Dakika Haberleri Haber Siteleri