DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000

Adnan ONAY
Adnan ONAY
Giriş Tarihi : 12-07-2020 17:57

AYASOFYA KARARI SEVİNDİRİCİ KARAR

Atatürk'ün , 1934 yılına kadar Ayasofya'nın cami olarak kalması konusunda herhangi olumsuz bir sözü yok. 1934 yılında Ayasofya tartışmalı bir imza ile, bakanlar kurulu kararıyla müzeye çevrildi.

Ayasofya'yı camiden başka bir hale çevirenlere Fatih'in lanetinin olduğu iddiasına dayanarak Atatürk'e lanet okuyanlara böyle bir kararın olmadığını daha önceki yazılarımda hatırlatmak istemiştim. Fatih'in vakfiyesinde böyle bir konunun geçmediği, orada vakıf mallarının korunmasıyla ilgili detayların yer aldığını belirtmiştim. Ancak, Ayasofya’nın vakfiyeye göre ayniyle korunması gerektiği aşikârdı.

Atatürk'ün birçok kilisenin müzeye çevrilmesi ile ilgili kararı dönemsel bir karardır. Bunu kalıcı bir karar olarak düşünmek yanlıştır. Öyle inanıyorum ki, Atatürk yaşasaydı belki de bir süre sonra bu kararı kaldırırdı. Zira, onun aldığı kimi kararlarının konjonktürel olduğu, sonradan bazılarını değiştirdiği bilinmekte.

Atatürk'ün müze kararının genel bir karar olmadığı, ancak birilerinin bu karara apar topar Ayasofya'yı kattığı iddiasını ortaya atanlar, Atatürk'ün Fatih'e büyük sevgi ve saygı beslemiş olduğuna dikkat çekerek, böyle bir kararın gerçekliğine itiraz etmekteler.

Atatürk, 1921 yılındaki İzmit konuşmasında: "İstanbul'u alan büyük Fatih, bu azametli, kudretli padişah hakikaten bütün İslam dünyasının, bütün Türk dünyasının hakkıyla istifade edebileceği bir zattır. Bazı kusurları bir kenara bırakılırsa, bütün cihanın büyüklüğünü takdir edebileceği şahsiyettir." diyerek Fatih'i övmüştür.

Prof. Afet İnan "Atatürk Hakkında Hâtıralar ve Belgeler" (1968, s. 187) adlı kitabında Atatürk'ün "Büyük Fatih"e her zaman hayranlığını ifade ettiğini yazar. İnan'a göre, Atatürk, bir Fatih heykelinin yapılmasını çok arzu etmiştir. Kâh Ayasofya Camii'ne, kâh Kızkulesi, Rumelihisarı veya gemilerin karadan yürütüldüğü Kasımpaşa kıyısına dikilmesini düşünmüştür heykelin. Ama gözde mekânı, besbelli ki Kızkulesi'dir.

Afet İnan'a göre Atatürk tam bir Fatih hayranıdır:

"[Atatürk] Osmanlı Devleti'nin yükseliş devri için, hayranlık ve muhabbet beslemiştir. Onun için FATİH SADECE BİR TÜRK BÜYÜĞÜ DEĞİL, CİHAN TARİHİNDE DE EN BÜYÜK ADAMDIR." (s. 312)

Atatürk'ün yakınlarından Münir Hayri Egeli de “Atatürk'ün Bilinmeyen Hâtıraları" adlı kitabında şunları demekte; (1954, s. 58-59).

Bir gün sofrada söz Fatih'e gelir. Atatürk sorar: "Tarih acaba benim mi, yoksa Fatih'in mi yaptığı işleri daha mühim bulacaktır?"

Orada bulunanlar hemen atılırlar: "Tabii ki sizi." Atatürk sorar: "Niçin?" Herkes kendince Atatürk'ün Fatih'ten üstün bir tarafını ispatlama yarışına girer. “Sizin yanınızda Fatih de kim oluyormuş!" diyen bile çıkar. Bunun üzerine Atatürk, bu kişiye kızar, "Halt etmişsin" der.

"Ben Fatih'ten büyük olabilir miyim? Çok kereler Fatih'in karşısında kaldığı meseleleri düşündüğüm zaman ben de aynı hal çarelerine varmışımdır. Yalnız, Fatih benim karşısında kaldığım meseleleri nasıl hallederdi? Bunu çok merak ederim. O BÜYÜK BİR ADAMDIR, BÜYÜK...FATİH'İN DEVRİNDE YAŞASAYDIM MEMNUNİYETLE OYUMU ONA VERİR VE ONU CUMHURBAŞKANI SEÇERDİM." demekte.

Bu açıklamalardan anlaşılan, Atatürk’ün Fatih vakfiyelerine düşmanlık etmesinin mümkün olmayacağıdır.

Ayasofya'nın camiye çevrilmesi kararı geç kalmış bir karardır. Ayasofya’nın tarihi misyonuna ve vakfedilen hali olan camiye çevrilmesi için çok mücadeleler verildi. İnönü döneminde büyük trajediler yaşandı.

Bu kararı almak Cumhurbaşkanımız R.T.Erdoğan’a nasip olmuştur.

Bu karara karşı çıkanların bazılarının Fatih'in İstanbul'u almasıyla zulmün başladığını söylemesinden de anlaşıldığı gibi onlar Ayasofya'nın müze değil, kilise olmasını istemekteler. Bunlara göre İstanbul da bizim olmamalı!

Ayasofya'nın cami yapılması Fatih'in İstanbul'u alışının semboludur. Padişahlar fethedilen yerlerin içindeki en büyük eseri kılıç hakkı olarak alıp, vakıflarına katarlardı. Vakfa katılan o yer ancak fethedilen topraklar elden çıktığında yani İstsnbul elden çıktığında eski haline döndürülüp, kilise olabilir.

O nedenle; Ayasofya, hiçbir zaman fetihten sonra kilise olmadı. İstanbul’un işgalinde buna cesaret edemediler.

Ayasofya’nın müze hali geçici bir hal kabul edilip bugüne kadar vakfedildiği haline, camiye çevrilmeliydi.

Danıştay’ın verdiği Cami kararı mülkiyet hakkını tahakkuk ettiren bir karardır.

Daha önceki yazımda “danıştay kararından sonra alınacak karar bir iktidar kararı değil devlet kararı olacaktır” demiştim. Zira ;Ayasofya'nın cami yapılmasına muhalefet partilerinin itirazı olmadığı gibi, İyi partinin bu konuda meclise sunduğu bir teklif söz konusuydu. O nedenle, konunun mecliste değil, Cumhurbaşkanlığınca karara bağlanması bekleniyordu.

Beklenen oldu ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Ayasofya’nın cami olarak diyanete bağlanması sağlandı.

Devletimize, milletimize hayırlı olsun.

Hukuku tecelli ettiren danıştay üyelerine, kararın hemen ardından kararname yayınlayan Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür hepimiz için bir borç..

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Ünlülerin eski fotoğrafları