DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000

Onat Güner
Onat Güner
Giriş Tarihi : 01-05-2020 13:27
Güncelleme : 01-05-2020 14:17

ÇAY BİTTİ! OKEYE DÖNÜYOR!

Ülkemizin en güzel, en yeşil ve en mavi köşesinden değerli okurlarımıza merhaba diyorum. Çay gibi sıcak kalbimizle, Karadeniz gibi coşkun yüreğimizle herkesi selamlıyorum!

Rize denilince çay, çay denilince Rize gelir akla. Dağı taşı çay’dır Rize’nin. Buralarda çay bir bitki değil; aştır, iştir, ekmektir, yılın on iki ayında değişmeyen bitki örtüsüdür ve yeşilin en güzel tonudur.

Yaşam, çay’a göre kurgulanmıştır burada. Ekonominin merkezinde 70-80 yıldır çay vardır. Çay sayesinde kurtuldu insanımız gurbetçilikten. Ancak o da yoruldu. Miras yoluyla bölündü, parçalandı, bahçeler yaşlandı, verimden düştü. Geçindirmeye gücü yetmiyor artık bölge insanını… Çayı küstürmeden, ona vefasızlık etmeden yeni yeni geçim kaynakları bulmak gerek. Turizm, sağlık, ulaştırma, spor yeni gelir kaynakları olabilecek gibi görünüyor.

Bölgemizdeki yaşam kalitesini yükseltmek, ekonomiyi geliştirmek için çaya destek ararken, bu hayat iksirinin serüvenini de bilmek gerek. Ne zaman geldi bu nimet ülkemize? Dilimizin döndüğünce anlatalım efendim. Anlatalım ki sorunlarımızı da çözümlerimizi de tartışabilelim.

Türkiye´de çay tarımının başlangıcı ta Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerine, 1917 yılına kadar uzanır. Sonraki yıllarda Batum’un anavatandan kopmasıyla Batum’a yakın bölgeler olan Rize ve Artvin bölgesinde belirgin şekilde yoksullaşma yaşanmıştır. Çünkü tarımsal ürünler yönünden bölgeyi besleyen önemli bir üretim merkeziydi Batum.

Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesi ve Cumhuriyetimizin kurulması ile bölgemizde yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlara, hızlanan göç hareketlerine çare bulunması çabası artmıştır. Genç Cumhuriyet, daha ilk yıllarında soruna el atmış, çare aramış, 1924 yılında çıkardığı 407 sayı numaralı “Rize ili ve Borçka Kazasında Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay Yetiştirilmesine Dair Kanun” ile ilk adım atılmıştır. Bu işi yürütende Zihni Derin olmuştur. Rizeli de Zihni Derin’e olan vefasını unutmamış, ÇAYKUR fabrikalarından birisine onun adını vermiş ve ayrıca Rize’nin en güzide yerlerinden olan Ziraat Çay Bahçesine büstünü dikmiştir. 

Bölgenin ekonomik ve sosyal yönden kalkınması, geliştirilmesi ve göç olgusunun yarattığı sosyal problemleri azaltılması için çıkış yolu olarak görüldüğü için çay tarımı uzun yıllar devlet tarafından desteklenmiş ve teşvik edilmiştir. Genç Cumhuriyet, bölge kalkınmasına olan ilgisini daha da artırmış, 1940 yılında 3788 sayı numarasıyla “Çay Kanunu” çıkarılmış ve çay üretimine yeni düzenlemelere gidilmiş, çay bahçesi kuracaklara ruhsatname alma zorunluluğu getirilmiştir. Bu yasal gelişmenin ardından çay tarım alanları giderek genişlemiş ve çay üretim miktarı da hızla yükselmiştir.

1984 yılında 3092 sayı numarası ile bir “Çay Kanunu” daha çıkarılmış çay üretim ve satışındaki TEKEL kaldırılmış ve çay sektörü özel teşebbüse açılmıştır. Halen yürürlükte bulunan bu son kanun, maalesef son derece dar kapsamlı ve yetersiz bir içeriktedir. Bu yetersizlik, çay sektöründe düzensizliğe yol açmış, plansız programsız özel çay fabrikaları kurulmuş, önemli sayıda bir kısmı kısa sürede batmış, çay paraları vaktinde ödenememiş, çok sayıda çay üreticisi olumsuz etkilenmiştir. Bu şikayetler ve yaşanan problemler nedeniyle, yaklaşık olarak son 10-15 yıldır geniş içerikli bir çay kanunu çıkarılması talebi sürekli gündemde olmuştur.

Ama gelin görün ki 15 senede 5 genel seçim oldu, 15 milletvekili Rize'mizden çıktı. Kendileri T.B.M.M'de uyumaktan başka bir şey yapmadılar.

Depolarda bu kadar fazla çayın stoklanması yaş çay alımını özel sektöre itmektedir. Burada üretici zarar görmekte ve çayını istediği fiyata satamamaktadır.

Ayrıca, çay sektörünün tarım ayağında da çok önemli sorunlar yaşanmaktadır ve maalesef bu sorunlar ağırlaşarak devam etmektedir.

Arazi mülkiyetinin ve bununla birlikte çay bahçesi büyüklüğünün miras yoluyla parçalanarak ekonomik ölçekte tarım yapılmasına imkan vermez hale gelmesi; yeniden göç problemlerine sebep olmuş, çeşitli ekonomik ve sosyal sorunlara yol açmıştır. Uzun yıllar boyunca bitki beslemesinde kullanılan tek yanlı (tek çeşit) gübreleme, yeterli düzeyde hayvan gübresi veya organik gübre kullanılmamış olması, toprak yapısının bozulmasına sebep olmuştur.

ÇAYKUR'un depolarında kuru çay stoklarının fazla olması, kuru çayı pazarlayamaması ve sürekli bankalara günlük faiz ödemesi dünya markası olan Rize çayının devlet eli olan ÇAYKUR'u bir ekonomik darboğaza girmek zorunda bırakılmış, Varlık Fonuna devredilmiştir. Son süreçte Türkiye Varlık Fonu, yapılan değişiklikle Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği kapsamına alındı ve satışa açıldı. Resmi gazetede yayınlandığı şekliyle Yatırım Fonlarına ilişkin esaslar aşağıdaki şekilde değiştirildi.

İlerde Tank Palet Fabrikası gibi, Şeker Fabrikaları gibi satmadık işletme hakkı verdik gibi bahaneler ile ÇAYKUR'u, yabancı sermayeye teslim edeceklerdir.

Günden güne kötüleşen çay tarımı için ya Rizeli bir şey yapmalı ya da Rizeli yeni gelir kapılarına ''MERHABA'' demeli!

ÇAYKUR'un ve çay üreticisinin içine düştüğü bu kötü durumda, Rize insanı ekonomik olarak farklı alternatifler bulması gerekmektedir. Çay tarımına ve çay endüstrisine destek olacak ekonomik ve sosyal faaliyetler olarak; Bölgenin harika coğrafyasının sunduğu bir doğal nimet olan turizm, bölgenin Kafkasya’nın kapısı konumunda olduğu gözetildiğinde taşımacılık ve özellikle de demiryolu taşımacılığı, aynı nedenlerle sağlık endüstrisi kurulması imkânlarının varlığı önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu kadar güzel bir doğaya sahip olan Rize'nin, turistik bir şehir olabilmesi gayet mümkündür. Doğru altyapı ve üst yapılarla turizm Rize'de canlandırılıp. Bölge insanına yeni bir gelir kapısı açılması sağlanabilir.

Çözüm Önerileri:

1-Toplumsal beklenti haline gelen kapsamlı bir çay kanunu çıkarılmalı,

çıkarılan kanun ile bölgede oluşan beklentilere cevap verilmelidir.

2-Çay bahçelerinin yenilenmesi ve çaya ilişkin diğer sorunların çözümü bu kanun ile yasal zemine oturtulmalıdır.

3-Turizmin çok yönlü geliştirilmesine (yamaç paraşütü, deniz, dağcılık vs.) önem verilmeli; yaylalarımızın turizme kazandırılmasına çalışılmalı, özellikle Ayder ve benzer doğa şartlarına sahip alanlarda kış turizmi desteklenmelidir.

4-Prensip olarak yabancılara mülk satışına karşı olunmamalı ancak, yabancıların mülk alımı zorlaştırılmalı, vergileri ağırlaştırılmalı, ülkemizin kıymetli taşınmaz mallarının ucuz fiyata yabancıların eline geçmemesi için temkinli olunmalıdır.

5-Bölgemizin, Kafkasların kapısı konumunda olması ve coğrafi avantajı dikkate alınarak, bu bölgenin, Kafkaslara ve Orta Asya’ya açılan tren yolu hattına kavuşturulması, Çin’e uzanan tren yoluna entegre edilmesi sağlanmalıdır.

6-Bölge insanın sportif karakteri ve atletik yapısı dikkate alınarak, spor altyapısının güçlendirilmesi ve spor endüstrisinin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Bununla birlikte Spor Turizmini de Rize'mize kazandırabiliriz.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Ünlülerin eski fotoğrafları