DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000

Onat Güner
Onat Güner
Giriş Tarihi : 15-08-2020 17:31

ŞEHADETE GİDEN YOLDA ALİ BÜLENT ORKAN DURUŞU VE DAVA ŞUURU

Merhaba değerli okurlarım, yine dilimin döndüğünce yakın tarihteki Milliyetçilik duruşunu ve dava adamlığını kadar sizlere anlatacağım. Öncelikle bu yolda canından, yârinden, anasından ve atasından vazgeçenlere bin selam olsun. Kılıçkıran'dan Fırat'a, diridir Yusuf yüzlüler!

               Türklük gurur ve şuurunu, İslam ahlak ve faziletini; yaşayan ve yaşatanlar, Oğuz’un soylu çocukları; Türk-İslam Ülküsünün fedaileri, Turan’ın aşıkları. Milliyetçilerin, Türkiye Cumhuriyeti ve Yüce Türk Milleti bir bataklığa sürüklenmesine gönülleri el vermemiştir.. Satılmışlar tarafından ayarlanan bu düzende “Allah- Vatan- Millet ”yolunda mücadele eden Ülkücüler kanlarını sebil etmişlerdir Vatan için. Her dökülen kan ile açan binlerce Ülkü çiçeği yayılmış Vatanın her bir karışına. Anadolu’nun gururlu yiğitleri, Ötüken’in cengaverleri, Turan’ın Atsızları ZALİMİN ZULMÜNE YAVUZ OLMAYA dikenli yollarda ayaklarını düşünmenden yitesiyle şehadet makamına ermek ve bu kutlu davada bir dava taşı olmak için her şeylerinden vazgeçmişlerdir.

 

                 1970’ler, 1980’ler ülkede iki ideoloji kavga içinde, her iki tarafta büyük kayıplar vermekte. Ülke karışık, halk tedirgin; Karmaşa ve kaos ortamı herkesin iliklerine kadar hissedildiği dönemlerden bahsediyorum. Vatan evlatlarını; Devlet olduğunu beyan eden darbeci bir paşa asmakta, işkence uygulattırmaktadır.

          İşte bu dönemde her iki tarafta da davanın bayrak adamları simgeleşmiştir. Eğer konumuza gelirsek değerli okurlarım. Milliyetçi cephede, birçok kişi bu dönemlerde bedel ödemiştir. Öyle bedeldir ki bunlar; Anaları evlatsız, evlatları babası, kadınların yarsız bıraktılar.

 

               Ülkücü Hareketin, alemdarlarından olan ve bundan 2 gün önce vefatının sene-i devriyesinde minnet ve şükran ile andığımız Ali Bülent Orkan’ı dilimizin döndüğünce anlatalım. Dava nedir? İnanç abideliği nedir? Alemdarlık nedir? Ali Bülent Orkan kimdir? Haydi, hep beraber bir yiğit görsün gözlerimiz.

 

               Birçok Milliyetçinin idolü olan Ali Bülent Ağabeyimiz inandığı, güvendiği davasından geri adım atmadı diye idam cezasına çarptırıldı. Bir inanç eriydi, bir Ülkü deviydi, meydanlarda erlerin eriydi.

 

    Ali Bülent Ağabeyimiz Ülküsünün mürüvvetini göremedi belki ama onun duruşu milyonlarca ülkücünün aklına kazındı. Milyonlarca ülkücünün dava yolunda pusulası oldu. Şimdi Ali Bülent Orkan’ı tanıyan ve onunla ilgili konuşanların, konuşmalarından kesitleri yani cümleleri burada paylaşıp yorumlayacağız. Bu büyük alemdarı her beraber bir kez daha yad edeceğiz.

 

             Yusuf Ziya ARPACIK’ın kelamlarını aktarayım hemen; ‘’Ali Bülent Orkan gezerdi bu hücrede daha önceleri. On-On beş günlük sakalı ile havalı havalı yürürdü bu havasız mekânda. Her sabah yarım saatlik bahçe vaktinde bir olurdu bakışlarımız. Mamak Askerî Cezaevi dehşet günlerini yaşarken, komünist örgütlerin kılını bile kıpırdatamadığı o şiddet ortamında, teşkilâtımız mensupları ferdî çıkışlarıyla destanlara konu olacak kutlu bir direniş gösteriyorlardı. Bunun en estetik örneğini Ali Bülent Orkan sergilemişti.
            Şer örgütlerinin azılı tetikçileri idarenin baskısına boyun bükmüş yedek gardiyanlık yaparken, Ali Bülent Orkan gibi kardeşlerimiz direnişin sembolü olmuştu. Rütbesiz erlere ‘’komutanım’’ diye hitap etmek mecburi ve aksi durum, ağır cezaî müeyyidelere gerekçeydi. Fakat, kardeşim Ali Bülent;

        Hey asker ağa bir baksana, diye kapıdaki yüzbaşıya seslenerek, mitolojik bir çıkış yapıyor ve günlük sakal tıraşının mecbur olduğu o işkence günlerinde bir haftalık sakalı ile, üç adım hücre voltası atarak, Kartal kanat; yürüyordu. O sanki idam mahkûmu değil de, ilâhî bir celsenin karizmatik hâkimi gibiydi.’’

 

             Yusuf Ziya Arpacık’ın sözlerinden de anlaşılacağı gibi  Ali Bülent ORKAN zulmün hakim olduğu yerde bir aslan gibi mazluma Yunus, zalime Yavuz olmuştur. Yazısız, kanunsuz, riyakar düzene karşı durmuş, hücre ve cezaevi arkadaşları tarafından cezaevinde Ülkücü Hareketin direnişi olarak gösteriyordu.  Hazreti İbrahim’in ateşine su taşıyan bir karınca misali gibi tarafını belli etmiştir. O karınca gibi o yolda ölmeyi kabul etmiş, Şehadete koşar adım gitmiştir. Yiğitliği, feraseti, inanç ve dava adamlığı yol ışığımız olmuştur.

                                                                                   

            Gelelim başka bir anektoda… Ali Ağabeyimizin Avukatı Şevket Can Özbay kitabında şu ifadeleri kullanıyor..

 

   O gün birilerine ulaşıp, nasıl idamı engellerim diye koşturdum durdum. Ama herkes benden kaçıyordu. Sonrasında beni aradılar kardeşimi de alıp doğruca Ulucanlar Cezaevine gittik. Kapının önünde bir ambulans içinde bir tabut tüylerim diken diken oldu. Benim gardaşıma mı kıydılar dedim. Sonra avluya gittim, bir baktım ki Ali Bülent Orkan çok şık giyinmişti, adeta çakı gibi olmuştu. Doktorlar ona, ‘’Başın ağrıyor mu? Miden bulanıyor mu?’’ diye sorular soruyorlardı. O ise sağlık sorunlarına rağmen ‘’Hayır’’ diyordu. Peşi sıra ‘’Merak etmeyin turp gibiyim, sizden sağlıklıyım.’’  Demişti.. Sonra imamla tövbe duasını okudu, abdestini alıp namazını kıldı. Bana dönüp ‘’Arkadaşlarıma ve anneme çok selam söyleyin, sakın üzülmesin düğüne çıkar gibi olduğumu söyleyin.’’ Dedi.

 

      Bu inanç erliği, bu dava aidiyeti sizlerin bile nutkunun tutulmasını sağladığına eminim. Bunları paylaşma sebebim ise Milliyetçiler, ülkemizin her netameli sürecinde taşın altına kafasını sokma cesareti ile yoğrulmuş, ferasetli insanlardır. Milliyetçilerin yürüyüşleri düşmanlarını, düzeni, paşaları, komutanları titretirken; Son nefesinde annesini düşünecek kadar evlatlık yapmaya özen gösteren annesinin ve arkadaşlarının üzüntüsüne neden olmamaya çalışan ince ruhlu dava taşlarıdır.

                                                                        

          Ali Bülent Orkan Ağabeyimiz idama mahkum edilmiş. Cezası bir hafta ertelenince Rahmetli Şehit Lider Muhsin Başkan’a bir pusula gönderir.

Ali Bülent Ağabeyimiz pusulaya sardığı mektupta ‘"Selamün Aleyküm Başkanım ben Ali..
Çok sevinçliyim. Aldığım idam cezası 1 hafta ertelendi. Ben bir hafta sonra öleceğim diye sevinmiyorum. Hatim indiriyordum yarım kalmıştı. Onu tamamlamaya fırsat kazandım ona sevindim.
Benden ve benim gibilerden Yasin-i Şerif'i esirgemeyin. Kaza oruçlarım vardı bitirdim sanıyorum , aklım pek yerinde değil, belki Yasinleriniz bana şefaatçi olur."         

Bu duruş inanç ve iman duruşudur. Bu duruş Alemlerin Rabbine bir teslimiyettir. Bu duruş davaya aidiyettir. Bu duruş samimiyettir. Bu duruş ALİ BÜLENT ORKAN’dır.    

 

Ali Bülent Orkan, ettiği yemin üzerinde hayatını kurmuş, hayata gözlerini yunmuştur. Tanklara, toplara, işkencelere, paşalara, komutanlara, cuntacılara yenilmemiştir. Yeise kapılmamış, inandığı değerler uğruna şehadete koşar adım gitmiş. Elimizde Ülkücü harekete bıraktığı bir ‘’Pusula’’ ve birkaç resim kalmıştır. Vatanı için geleceğinden feragat etmiştir.

Türk Milliyetçileri Ali Bülent ORKAN gibi bir adanmışlıkla hayatını yaşamak zorundadırlar.

Alemdarımız, Dava şuurumuz, inancımız olan Ali Bülent Orkan için yazılmış 3 dörtlük bir şiir eklemek istedim yazımın sonuna..

On Üç Ağustostu Ali’m asıldı…

Duyun feryadımı duyun yıldızlar!

Bizlerden ayrıldı size katıldı,

Onu da sizlerden sayın yıldızlar…

Yiğidin böylesi bir daha gelmez.

Ali’imi bilmeyen kendini bilmez.

O gitti gideli yüzümüz gülmez,

Ağlarım andıkça deyin yıldızlar.

Resminde çocuklar durur dizinde,

Simsiyah sakalı nurlu yüzünde,

Bizler hep gideriz onun izinde.

Sizde peşi sıra kayın yıldızlar…

ALPARSLAN’ın izinden, çıkmadılar Hakk sözünden; Yine Malazgirt düzünden görülür Yusuf yüzlüler.. Ruhi Kılıçkıran’dan, Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar tüm ülkücü Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Tanrı, Türkü korusun ve yüceltsin!

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Olay yenge Irina Moroziuk'un yeni mesleği şaşırttı
E-Bülten Kayıt