DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000

Onat Güner
Onat Güner
Giriş Tarihi : 01-08-2020 13:20

SİYASAL İKTİDARIN ‘’TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ!’’ SORUNSALI

Merhabalar Değerli okurlarım. Bugün size en hassas, en zor anlatılacak ve anlaşılacak konuyu anlatmaya çabalayacağım. Tabi ki bu hassas konuda siz değerli okurlarım eksik, gedik bulmalarıpek tabiidir. Lakin bu yüce ve mukaddes değeri dilimin döndüğünce anlatabilmek tek arzum. Biliyorum ki bu değeri anlatmaya ne bu sayfalar ne de bir ömür yeter. Ancak bu ulu düşünceyi anlatmamın sebebi ise yeni kuşağı apolitik duruşundan sıyırmak, vatan ve millet için taşın altına elini sokabilecek gençlere küçükte olsa bir ışık olabilmek.

Kimi araştırmacılara göre Türk tarihi M.Ö 3000’den başlamıştır, kimilerine göre M.Ö 6000’den başlamaktadır. Bu yüce Millet hakkında tarihe çıkış noktasında araştırmacılar tam bir birliktelik gösterememektedir.

Ketndi Cumhuriyetimizden örnek verirsek 16. Devleti yıkıldığında, Musafa Kemal ATATÜRK, Silah arkadaşları ve Aziz Milletimiz 20. Yüzyılın en büyük olayını başlatmışlar. Sonuç olarak Türk’ün İstiklal Harbi başarıyla sonuçlanmıştır. Maalesef görüyorum ki bu büyük harp ve Cumhuriyetimizin Kurucu iradesi yeterince değer görememekte.

 Hindistan’ı bağımsızlığa kavuşturan, dünyaca saygın Mahatma GANDHİ ‘’Mustafa Kemal, İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz’in yanında zannediyordum.’’ Sözleriyle bu büyük olayın ne kadar mühim bir olay olduğunu ifade ediyor. Sadece Gandhi değil; Birçok Devlet Başkanı, hükümeti bu durum karşısında şaşkınlıklarını gizleyememekle beraber söz konusu durumu muhteşem bir durum olarak nitelendiriyorlar.

Görüldüğü üzere Türk tarihi çok yoğun, önemli ve şerefli bir tarihtir. Kişileri ve zaman zarfı fazla olduğundan her konu hakkında bilgim olamayabilir. Lakin bildiğim bir şey vardır ki o da şudur; Türkiye Cumhuriyetinde Türk Milleti ve Türk Milliyetçiliği asli unsurdur. Eğer Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyorsak, Aziz Türk Milleti ikinci sınıf vatandaş muamelesi göremez. Bunu gösterenlerle, kendini Milliyetçi olarak tanımlayan bir parti kol kola giremez.

Peki gelelim Milenyumda yani 2000’lerde ki Milliyetçilik fikirlerinin gelişimine ve değişimine… Maalesef ki çoğu genç başka bir iktidar görememiş ve düzene kendini son seçime kadar entegre etmişti.

O zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin milenyum çağında iktidarın büyük oranda sahibi olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Milliyetçilik hakkında düşüncelerini ve düşüncelerinin değişimlerini konuşalım.

İlk önce Başkan Tayyip Erdoğan’ın Milliyetçilik hakkındaki çıkışını hatırlayalım, “Bu süreçte kimse bizim karşımıza Kürtlükle de Türklükle de çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız. Kuru milliyetçilik yok” dedi.

Süreç denilen ise  basiretsizliğin, otorite yoksunluğunun timsali olan ÇÖZÜM SÜRECİ.

Türkiye Cumhuriyeti’nin mihenk taşı Türklerdir, Türkçülüktür, Milliyetçiliktir. Türkiye Cumhuriyeti Türk Milliyetçileri tarafından yüksek bir feraset ile kurulmuş bir Cumhuriyettir. Kimse bu durumu göz ardı edemez, asli olan bu unsuru yok sayamaz. Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına alanlar, şimdi ise Türk Milliyetçileri tarafından iktidardan indirilme korkusunu iliklerine kadar yaşamaktadırlar.

Eleştirelim bu süreci şimdi… Bu süreçte neler oldu?

Çözüm Süreci başından sonuna kadar basiretsizliğin timsali haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, 1984’ten beri mücadele ettiği başıbozuk çetesini ilk defa bu süreçte devletin yürütme mekanizması olan iktidar tarafından orta yol bulunmak için masaya oturtulmuştur. Bu süreç yıllardır süre gelen bu mücadeleye ihanettir. Sadece mücadeleye değil, Şehidimize, Şehit Ailelerine ve Aziz Türk Milletine bir ihanettir. Şimdi ise PKK ile topyekun mücadele içinde olduğunu belirten hükümet yetkilileri zamanında yol verdiği çözüm sürecinin ardını toplamaktan başka bir şey yapamıyorlar. Megri diyerek ağlayanlar; Bu süreçte Yavrum, oğlum, aslanım, şehidim diye ağlayanlardan daha kutsal bir duruma getirilmiştir. Devlet otoritesini söz konusu basiretsiz süreçte sağlanamamıştır.

Gelelim Oslo Görüşmelerine;

2006’da Oslo’da müzakereler başlamıştır. 2006’da ki yaşanılan görüşmelerde ise Devlet yetkilileri, PKK ile aynı masa etrafında toplanmış müzakere ve çözüm yolu aranmıştır. Moderatör devlet ve iki taraf bir masa etrafında toplanmış. Bu toplanış uluslararası sistemde Türkiye Cumhuriyeti’nin, başıbozuk çetesini tanıdığı anlamına gelmektedir. Söz konusu müzakerelere dönemin Başbakan’ı adına katılan görevli şu ifadeleri kullanıyor. ’’Bölgede ki Valiler ve Emniyet Müdürleri size karşı toleranslı davranıyorlar. İçinde eğer size karşı toleranslı davranmayan varsa bizlere iletin’’ diyor. İnanılır gibi değil!

Yani bir Emniyet Müdürünün görevi Terörle mücadele etmekken, görevini yaparsa tarafımıza şikayet et deniyor. Tutanaklarda bunlar yazıyor.

Habur Rezaleti;

Yıl 2009, Hükümetin ortaya attığı kürt açılımı ilk adımını Habur’da attı. Dönemin Başbakanı tarafından verilen bir emirle Kuzey Irak’ta üslenmiş bir terörist kafilesi yurda giriş yapılmasına izin veriliyor. Habur’un ertesi günü dönemin Başbakanı, Meclis grubunda ‘’Bu görüntüler içimizi umutla dolduruyor.’’ dedi. Sonrasında anket sonuçlarını görünce açıklamalar çark etti.

O süreçte ‘’ne pahasına olursa olsun, barış olsun’’ düşüncesi her zamanki gibi ütopik kalmıştır. Barış ortamında bir adillik ve doğruluk sağlanmazsa gerekli durumlar tesis edilmez ve yeniden savaş çıkacağını herkes bilir. Örneğin açın bakın Versay Anlaşmasını okuyun.  2. Dünya savaşının en büyük nedenlerinden biridir.

Bir vatandaş olarak soruyorum şimdi buradan hiç mi içiniz cız etmedi!

Türk Milletine ve Türk Milliyetçiliğine karşı bu tutum nedendir? Kürt seçmenin oyunu almak için Türkiye Cumhuriyetinin mihenk taşı olan Yüce Türk Milletinin yaralarına tuz neden basıldı!

Değerli  okurlarım bu süreçleri anlatmamın sebebi ise şudur;

Yeni nesil yani 2000 ve sonrasının apolitik oluşunun başlıca sebepleri bu tarz söylemler ve hareketlerdir. Bu tarz söylemler gençliği apolitikleştirmiş, milli ve ahlaki değerlerden uzaklaştırmıştır.  Emin olun ki değerli kardeşlerim Türk Milliyetçiliği başta da bahsettiğim gibi bin yıllardır süre gelen bir süreçtir. Bu süreç 17 yıllık bir iktidarın güdümü altına giremeyecek kadar mukaddes bir değerdir.

            Türk Milliyetçiliği, Türk Milleti, Türkçülük ve Turan düşüncesi mukkades bir değerdir. Emin olun ki bir gün bu yüce ve aziz değerler hak ettiği yeri bulacak.

Türkiye Cumhuriyetini yönetme gücü bir gün(Belki bu iktidar belki başka bir iktidar);

Türkiye Cumhuriyetinin kurucu iradesine, Milliyetçiliğine, İdeallerine ve Aziz Türk Milletine saygısını gösterecektir. Bu yüce düşüncenin bir ''Rey toplama oyunu'' oluşundan çıkaracaktır.

Türk Milliyetçiliği ve Türkçülük oy kazanılmak için yapılacak bir düşünce değildir. Türk Milliyetçileri üzerinden ucuz oyunlar planlamayın!

Türk Milliyetçiliği ve Aziz Türk Milleti ilelebet payidar kalacaktır.

Sözlerimi Milliyetçi kimliğine inandığım Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın, Genel Başkanlık yarışındayken Rize’mizde okuduğu, kendi yazdığı dizelerle sonlandırmak istiyorum… Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Bir gece ay yıldızlara yıldızlar aya, muştulayacak ki o zaman.

Başkaları da benim dilimi konuşacak.

Dizginlerini çekerek zamana dur diyeceğim, duracak!

Bir gece tan atarken Yüce Tanrı dağından, Kürşad'ın gür sesi duyulacak:

Atlar Vey ırmağında sulansın, güneş doğduğu yerde karşılansın.

Emri tekrar edecek! Gök, Toprak, Deniz! Bozkurtlar uluyacak bütün Anadolu'dan:

Biz de sizdeniz, biz de sizdeniz !

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Ünlülerin eski fotoğrafları