EKONOMİ
Giriş Tarihi : 10-06-2021 15:00   Güncelleme : 10-06-2021 15:00

Bakan Varank: Ağrı Mollakara'da 20 ton altın, 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ağrı Mollakara'da Koza Altın tarafından piyasa değeri 1,2 milyar dolar olan 20 ton altın, 2,8 milyon dolar olan 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildiğini açıkladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise, "Bu sene inşallah 45 ton üzeri bir üretim yapmayı hedefliyoruz." dedi

Bakan Varank: Ağrı Mollakara'da 20 ton altın, 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Ağrı Mollakara bölgesinde gerçekleştirilen uzun arama faaliyetleri neticesinde, bugün, piyasa değeri 1,2 milyar dolar olan 20 ton altın ve 2,8 milyon dolar değerinde 3,5 ton gümüş rezervi bu bölgede tespit edildi." dedi.

Varank, Koza Altın İşletmeleri Ağrı Mollakara Tesisi Temel Atma Töreni'nde yaptığı konuşmada, Ağrı'nın bulunduğu diyarın Türkiye'nin Asya'ya açılan kapısı olduğunu kaydederek, bunun bilinciyle, ülkenin her köşesini olduğu gibi bu kadim toprakları da üretim ve istihdamın dinamosu olacak projelerle buluşturduklarını söyledi.

Bugün temeli atılan tesisin hem Ağrı hem de ülke ekonomisi için öneminin çok büyük olduğunu dile getiren Varank, tesisin yaklaşık 160 milyon dolarlık yatırımla tamamlanacağını, Ağrı'nın kalkınmasını ve gelişmesini hızlandıracağını, altın üretimi konusunda Türkiye'nin gücüne güç katacağını vurguladı.

Varank, AK Parti iktidarından önce Ağrı'nın diğer bölge illeri gibi yatırımlar bakımından göz ardı edildiğini ve geri plana atıldığını belirterek, son 19 yılda eğitim, ulaştırma, tarım, sağlık ve şehircilik konuları başta olmak üzere birçok alanda yaptıkları yatırımlarla bunu tersine çevirdiklerini anlattı.

Yaklaşık 20 milyar liralık yatırımla şehre modern hastaneler, eğitim kurumları, yollar, sosyal tesisler ve çok sayıda hizmet kazandırdıklarını aktaran Varank, bakanlık olarak Serhat Kalkınma Ajansı ve DAP Bölge Kalkınma İdaresi aracılığıyla kentte kamu, özel sektör ve STK'ların 260'a yakın projesine 120 milyon liradan fazla destek sağladıklarını söyledi.

Varank, bakanlık olarak kentte hayata geçirdikleri hizmetlerden bahsederek, yakın zamanda Van ve Şanlıurfa'da uygulayıp çok başarılı sonuçlar elde ettikleri tekstilkent projelerini Ağrı'da da yaygınlaştıracaklarının altını çizdi.

Bakan Varank, "Bu kapsamda Ağrı'nın Tutak, Eleşkirt, Patnos ve Doğubeyazıt ilçelerine tekstilkentler kazandıracağız. Emek yoğun sektörleri bölgeye çekerek işsizlik sorununu bitirme noktasında önemli adımlar atacağız." diye konuştu.

Ağrı'nın gelişimi için destek vermeye devam edeceklerini kaydeden Varank, kaynaklarını bu kent için seferber etmeyi sürdüreceklerini anlattı.

"YATIRIM DÜŞMANI MUHALEFET ANLAYIŞIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

Bakan Varank, Ağrı'daki bu yatırım heyecanının en başta İstanbul'a örnek olmasını istediğini belirterek, şu açıklamalarda bulundu:

"Biz burada bir temel atma töreni yapıyoruz ama bildiğiniz gibi yatırım düşmanı muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu yatırım düşmanı muhalefet anlayışı İstanbul'da temel atmama törenleri yapıyorlar. Dünyada herhalde temel atmama töreni yapan başka bir ülke, başka bir yerel yönetici olmamıştı. Hatta şimdi işi biraz daha ileri taşıdılar. İstanbul'daki metro inşaatlarının üstüne de toprak döküp dolduruyorlar. Yatırım yapmamayı bırakın mevcut yatırımları baltalamak için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. İnanın bunların elinde olsa Marmaray'ı, Avrasya Tüneli'ni su ile doldurup orayı havuz olarak kullanırlar. Ya da oraları patates deposu olarak kullanırlar."

Varank, Bolu Dağı Tünelinin yıllarca, 10 yıllarca konuşulduğunu, en son gelinen noktada tünelin patates deposu yapılmak istendiğini anımsattı.

"TÜRKİYE DÜNYANIN SAYILI ALTIN ÜRETİCİLERİ ARASINA GİRDİ"

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "Türkiye'nin madencilik sektöründe kat ettiği mesafeyi gösteren en önemli hususlardan birisi bugün temelini atacağımız tesisin faaliyet alanı olan altın üretimi. Altın, kültürümüzün ve finansal sistemin vazgeçilmez bir parçası. Gerek takı olarak gerekse yatırımlarımızda kullandığımız önemli bir maden. Elbette dünya ekonomisinin de hala en başat aktörü." açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin büyüyen ekonomisinin ihtiyaçlarını karşılamak için madencilik sektörünün gelişimine özel önem verdiklerini dile getiren Varank, bu alanda son dönemde yaptıkları çalışmalardan, projelere verdikleri desteklerden, yatırımcılara sundukları teşviklerden bahsetti.

Varank, sıfır üretim kapasitesiyle devraldıkları altın madenciliğini verdikleri destek ve teşviklerle 6 milyar dolar yatırım hacmine ulaşan, 13 bin kişinin istihdam edildiği devasa bir sektöre dönüştürdüklerini, bugün dünyanın sayılı üreticileri arasında olduklarını söyledi.

Bakan Varank, "2000'lerin başında 1 gram dahi altın üretemeyen Türkiye, geçtiğimiz yıl pandemiye rağmen 18 aktif madende 42 ton altın üretti. Bizden önce Türkiye'nin altın ihtiyacı yüzde 100 ithalatla karşılanıyordu. Şimdi yaptığımız üretimle her yıl cari açığın azaltılmasına 2,4 milyar dolar katkı sağlıyoruz. Tüm bu gayretleri de yeterli görmüyoruz. Sektörü daha ileriye götürecek birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz." diye konuştu.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile birlikte Munzur Üniversitesi bünyesinde 140 milyon lira bütçeli Nadir Toprak Elementleri Uygulama ve Araştırma Merkezi'ni kuracaklarını, bu merkezde, havacılık, elektronik ve otomotiv başta olmak üzere birçok alanda ileri teknolojili ürünlerin üretiminde ihtiyaç duyulan ham maddelerin Ar-Ge ve üretim faaliyetleri yürütüleceğini bildirdi.

İLK ALTIN DÖKÜÜMÜ 2022'NİN SON ÇEYREĞİNDE

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Türkiye'nin maden kaynaklarını aramada, keşfetmede ve işletmede Cumhuriyet tarihi boyunca yeterli özen gösterilmediğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"2000'li yılların başına kadar altın üretimi yapılmamış. Peki neden yapılmamış? Altın olmadığı için mi? Elbette hayır. Türkiye, kanıtlanmış altın rezervleri bakımından dünyada 12. sırada; potansiyele baktığımızda ise ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Ama dediğim gibi ihmal edilmişlik, vizyonsuzluk hatta beceriksizlik yüzünden altın üretiminde ülkemiz geride bırakılmış."

Varank, daha 1933 yılında Altın Arama ve İşletme İdaresi kurma vizyonuna sahip Türkiye'nin hedeflerini, kendilerine "Atatürk'ün partisiyiz" diyenlerin değil AK Parti'nin hayata geçirdiğini kaydederek, doğal gaz ve petrol aramalarında olduğu gibi altın madeni konusunda da geçmişin tüm ihmal edilmişliklerini telafi etmek için büyük bir gayret gösterdiklerini anlattı.

Bugün temelini atacakları tesisin de büyüyüp gelişen altın üretimi sektörünün önemli bir mihenk taşı olacağını dile getiren Varank, şu bilgileri verdi:

"Ağrı Mollakara bölgesinde gerçekleştirilen uzun arama faaliyetleri neticesinde, bugün, piyasa değeri 1,2 milyar dolar olan 20 ton altın ve 2,8 milyon dolar değerinde 3,5 ton gümüş rezervi bu bölgede tespit edildi. Ülkemiz, bölgemiz ve dünya açısından önemli bir gelişme. Bulunan rezerv 0,92'lik tenör değeriyle ülkemizdeki benzer madenlere kıyasla çok daha zengin bir içeriğe sahip. Şimdi yaklaşık 160 milyon dolarlık bir yatırımla bu rezervin çevreye duyarlı bir şekilde ekonomiye kazandırılmasını TMSF eliyle sağlayacağız."

Varank, tesisin, işletme döneminde doğrudan 500, dolaylı olarak ise 2 bin vatandaşa ekmek kapısı olacağını bildirdi.

Tesisteki ilk altın döküm işleminin 2022'nin son çeyreğinde gerçekleşmesini beklediklerini aktaran Varank, ilk altın dökümüne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılmasını beklediklerini söyledi.

"REERV OLARAK DAHA BÜYÜK POTANSİYEL SÖZ KONUSU"

Bakan Varank, hesaplamalara göre ilk etapta 6 yıllık ömrü olan bu madende bir yandan da arama çalışmalarının devam ettiğini belirterek, rezerv olarak daha büyük bir potansiyelin söz konusu olduğunu, bulunacak yeni rezervlerle işletme ömrünün 15-20 yıla ulaşmasını beklediklerini vurguladı.

Madenlerle ekonomik değer sağlarken çevresel hassasiyetleri de en ön planda tuttuklarını kaydeden Varank, şu ifadeleri kullandı:

"Hem bu projede, hem de faaliyette olan bütün madenlerde sürdürülebilirliğin temeli çevreye saygıdan geçiyor. Proje çerçevesinde kurulacak ileri teknolojili sensörler vasıtasıyla, toz, gürültü, patlatma ve havada gaz ölçümleri düzenli olarak yapılacak. Bu tesiste altın üretimi konusunda kullanılacak en modern yöntemler sayesinde hem rezervleri verimli şekilde değerlendirileceğiz hem de çevresel etkileri minimuma indireceğiz. Tesisin ekonomik ömrünü tamamlamasından sonra, arazinin doğaya yeniden kazandırılması için gerekli rehabilitasyon çalışmaları yürütülecek. Emin olun burada yapılacak ileri teknolojili bu tesis, ülkemize katma değer kazandırırken çevre hassasiyetleri bakımından da örnek bir yer olacak."

Varank, Koza Altın'ın terör odaklarının elinden alınıp TMSF'ye devredilmesinden sonraki başarılı performansını memnuniyetle takip ettiklerini söyledi.

"UZUN VADELİ KATKILARI NEDENİYLE BİL BÖLGESEL KALKINMA PROJESİ"

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Ağrı'nın terör nedeniyle uzun yıllar büyük bedeller ödediğini kaydederek, artık sınır içerisinde ve sınır ötesinde teröre göz açtırmadıklarını, bölgenin terörle anılma döneminin artık bittiğini söyledi.

"Tüm Türkiye'de olduğu gibi, Ağrı'nın da bölgenin de gündemi artık yatırımdır, istihdamdır, üretimdir, ihracattır." diyen Varank, temelini attıkları bu projenin, huzur ortamı tesis edildiğinde bölgede refahın artacağının en somut örneği olduğunu bildirdi.

Varank, bu güven ortamını tesis ettikten sonra bölgenin eski karanlık günlerine dönmesine asla müsaade etmeyeceklerine vurgu yaparak, buradaki altın işleme tesisinin salt bir madencilik yatırımı olmadığını, uzun vadede sunacağı katkılarla bir bölgesel kalkınma projesi olduğunu sözlerine ekledi.

"BU SENE 45 TON ÜZERİ ÜRETİM YAPMAYI HEDEFLİYORUZ"

Bakan Dönmez: Bu sene 45 tonun üzerinde altın üretimi hedefliyoruz
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, altın üretimine ilişkin, "Bu sene inşallah 45 ton üzeri bir üretim yapmayı hedefliyoruz. 5 yıl içerisindeki üretim hedefimiz ise inşallah yıllık 100 tona ulaşmak." dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ağrı'nın Diyadin ilçesine bağlı Mollakara köyündeki Koza Altın-Gümüş Madeni Tesisi Temel Atma Töreni'nde, Koza Altın İşletmelerinin Ağrı'da hayata geçireceği tesisin temel atmasında Ağrılılarla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

"Taş üstüne taş koymak hizmet siyasetinin şiarındandır. Bugüne kadar hep Türkiye'yi büyütmenin, geliştirmenin gayreti içerisinde olduk. Türkiye'nin dört bir yanında yürüttüğümüz büyük alt yapı ve üst yapı projeleriyle daha modern bir Türkiye'nin temellerini attık." diyen Dönmez, doğu, batı, kuzey, güney, uzak, yakın demediklerini, memleketin dört bir yanına ulaşmak, her bir vatandaşa dokunmak için büyük gayret sarf ettiklerini belirtti.

Dönmez, bölge huzura kavuştukça yapılan yatırımların da hızla arttığını işaret ederek "Bugünlere gelmemizdeki en önemli etkenlerden biri elbette Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu güçlü irade ve kararlı duruşudur. Bu vizyonun yansımasını gördüğümüz alanlardan biri de hiç kuşkusuz enerji ve maden bağımsızlığımız oldu. Türkiye, artık kendi kaynakları, kendi teknolojisi, kendi insan kaynağı ve en önemlisi de kendi hür iradesiyle bu tür yatırımları kimseye danışmadan, kimseden icazet almadan gerçekleştiriyor." dedi.

"MADENCİLİK GELİŞMENİN, BÜYÜMENİN TEMELİDİR"

Türkiye'nin resmi olarak altın üretiminin ilk kez 2001 yılında başladığını ve insanların buna şaşırdığını ifade eden Dönmez, şöyle konuştu:

"Düşünün ki üzerinde yaşadığımız Anadolu ve Mezopotamya topraklarında altın üretimi tarih öncesi çağlardan bu yana biliniyordu. Üretimi bu denli eskiye dayanıyor altın madenciliğinin bu topraklarda. Peki, daha sonra ne oldu da altın üretimi uzun bir süre durdu? Türkiye, altın üretimine neden bu kadar geç başladı? Aslında bu soruların cevabı 2002’den bu yana yaşadığımız değişimi de gösteriyor. Kendi doğal zenginliklerini bile çıkaramayan, belki de çıkarmasına müsaade edilmeyen bir Türkiye’den bugün kendi kararlarını alan ve uygulayan bir Türkiye’ye geldik, hamdolsun. Bugün insanoğlu daha konforlu bir hayatın izlerini sürüyor. Ancak çoğu kişi teknolojinin ulaştığı bugünkü noktanın altında madenciliğin yattığının farkında değil. Çevremizdeki her şey madenciliğin eseri. Bizler bu yüzden maden hayattır diyoruz. Bizler bu yüzden madencilik gelişmenin, büyümenin temelidir diyoruz."

"Bugün madenciliği doğa düşmanı olarak lanse edenlerin, madenciliği ve çevreyi birbirine iki zıt kavrammış gibi göstermeye çalışanların neye hizmet ettiklerini de gayet iyi biliyoruz. Perde arkasında kimlere taşeronluk ettiklerinin, oluşturdukları algıyla, manipülasyonlarla gerçekleri nasıl eğip büktüklerinin farkındayız." diyen Dönmez, bu işin siyasetinin olmayacağını, bu işin siyasi çıkarlara, kişisel menfaatlere alet edilemeyeceğini vurguladı.

Dönmez, bu kaynaklarda milletin ve 84 milyonun ortak bağı olduğunu, sadece bugün yaşayanların değil, gelecek nesillerin de bunda payı ve hakkının bulunduğunu belirterek "İş bazen öyle noktalara geliyor ki sahada çalışan işçilerimize baskı yapmak, iş makinelerine saldırmak gibi olaylara bile şahit oluyoruz. Daha önce ifade ettim, burada bir kez daha vurgulamak istiyorum. Karadeniz’de bulduğumuz doğal gaz ne kadar değerliyse, yenilenebilir enerjideki her bir kilovatsaat üretim ne kadar değerliyse madencilikte aynı oranda değerlidir. Bizler şunu iyi biliyoruz ki enerji bağımsızlığı da maden bağımsızlığı da Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığıdır. Geleceğimizdir." diye konuştu.

"MADENLER DE BİZİM, ÇEVRE DE. iKİSİNDEN DE VAZGEÇEMEYİZ"

Bugün yer altı zenginliklerini değerlendirmeyen bir ülke bulunmadığını vurgulayan Dönmez, şöyle devam etti:

"Yer altı zenginliklerini değerlendiremeyen ülkeler sanayide dışa bağımlı olmaktan kurtulamazlar. O yüzden bizim tek kaygımız var o da kendi zenginliğimizi en iyi şekilde değerlendirip sanayimizin ihtiyaç duyduğu ham maddeyi üretmek, sanayimizin ihtiyacını, önce yerli kaynaklardan karşılamak. Yerin üstü bizim için ne kadar değerliyse yerin altı da bir o kadar değerlidir. Yerin altını üstüne getireceğiz. Bugün dünyada madencilik hangi uluslararası standartlarda yapılıyorsa Türkiye'de de aynı standart ve kurallar çerçevesinde yapılıyor. Madencilik yapılacak alanlar, madencilik sonrası yapılacak iş ve işlemler kanunlarımızda açıkça yer alıyor. Madenler de bizim, çevre de. İkisinden de vazgeçemeyiz."

Bakan Dönmez, altın madenciliğinin madenciliğin katma değeri en yüksek sektörlerinden olduğuna işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bugün Türkiye'nin altın kaynağı bin 175 tondur. Geçtiğimiz yıl 42 ton altın üreterek bu alanda Cumhuriyet tarihinin rekoruna imza attık. 2001'de altın üretimine ilk defa başladığımızda yıllık üretimimiz sadece 1,4 tondu. Evet, sadece 1,4 ton. Son 20 yılda toplamda 382 ton altın ürettik. Bu üretimle devletin kazancı 76 ton altına eşdeğer vergi geliri oldu. Bu sene inşallah 45 ton üzeri bir üretim yapmayı hedefliyoruz. 5 yıl içerisinde üretim hedefimizse inşallah yıllık 100 tona ulaşmak. Hedefimiz altın ihtiyacımızı önce yerli kaynaklardan sağlamak, altın kaynaklı cari açığı önemli ölçüde azaltmak, bu alandaki istihdamı artırmak. 2021’in ilk 4 ayındaki rakamlar da bu anlamda umut verici. Hedefimiz inşallah kendi kaynaklarımızı bir an önce değerlendirerek, ithalatı mümkün olduğunca en az seviyeye çekmek."

Türkiye'nin kaynağının da bu kaynağı çıkaracak gücünün de bulunduğuna dikkati çeken Dönmez, şunları kaydetti:

"Bugün temelini atacağımız altın ve gümüş tesisiyle bunun adımlarından birini daha atıyoruz. Mollakara altın ve gümüş projesinde bugüne kadar 197 sondaj yapıldı. Bunların neticesinde 20 ton altın ve 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildi. 2022 yılı son çeyreğinde ilk dökümün yapılması hedeflenen tesiste doğrudan 500 kişiye istihdam sağlanacak. Tesisin dolaylı olarak bunun birkaç katı insanımıza ekmek kapısı olmasını bekliyoruz. Tesisimizin maliyeti yaklaşık 160 milyon dolar olacak. Tesisimizin işletme ömrü çalışmaların genişletilmesiyle 15-20 yıla kadar çıkacak. Hem inşası hem de üretimi esnasında bölgeye değer katacak önemli bir proje olacak inşallah. 'Bismillah' diyerek hep birlikte güzel bir işe başladık bugün. İnşallah sonucu da hayırla noktalanır. Bizler çalışmakla, gayret etmekle mükellefiz. Zafer de takdir de başarı da Allah'tan."